Mustafa AYDIN

VERİMLİ DERS ÇALIŞMAK, AMA NASIL?

 Her şeyin bir usulü vardır. Öğrenmenin de… 

Verimli ders çalışmak için de bazı şeyleri bilmeli ve ona göre bıkmadan, usanmadan, inanarak çalışmalıyız.

Öğretmen dersi sunar; buna öğretme  deriz. Öğrenme öğrencinin kafasının  içinde yaptığı bir zihinsel faaliyettir, buna da  öğrenme deriz. Kimse yeteneğini değiştiremez  ama başarıya giden yolda öğrenme teknikleri başarıyı  doğrudan etkiler. Yani şartları iyi hazırlamak  ve çok çalışmak, hedefleri ve kabiliyetleri daha büyük  oranda gerçekleştirebilir. Doğuştan gelen potansiyeli,  bilgisayara benzetecek olursak; öğrenme  usul ve teknikleri de, içindeki program, bilgi ve  belgelerdir. Öyle sanıyoruz ki çevremizdeki çoğu  insan gerçek potansiyelinin altındadır. 

Yeteneğim az mı çok mu, şartlarım yeterli mi  değil mi diye, endişe etme. Çünkü bugüne kadar  hiç kimsenin şartları ideal olmadı ve yeteneğini  sonuna kadar da kullanmadı. Aynı yetenekle ve  imkânlarla daha başarılı olunabilir. Nasıl? 

Başarı faktörlerini irdeleyecek olursak:  azim, kesin karar vermek demektir. 

Çalışma programı, hayatını  düzene  koyma ve planlama demektir. Program yap, programa  sadık kal, başar ve mutlu ol. Öğrenme tekniği,  verimli öğrenmenin tekniğidir. Ders çalışmanın  akıl yönüdür. Öğrenme tekniği o kadar önemlidir  ki; azim ve çalışma eğer öğrenme tekniği olmazsa  hiç bir işe yaramaz. Bir örnekle şöyle açıklayabiliriz:  başarılı ders çalışma tekniğini kavrayamamış  olan bir öğrenci patinaj yapan arabaya benzer.  Azim arabaya oturmuş öğrenciye benzerken, irade  marşa basmaya benzer. Çalışma yöntemi ise  yakıt hükmündedir. 

Derse zamanında girmeliyiz 

Geç kalma derse zamanında gir. Öğretmen  dersin ana hatlarını aktarıyor, anlatıyor olabilir.  Ana hatlarını dinleyen bir öğrenci derse yöneliş  kazanır ve doğal olarak anlatılacakları  kolaylaştıran bir zihinsel  faaliyet başlamış olur. 

Ders dinlemek zor bir iştir. 

Belki de dünyanın en zor işi, bir öğretmeni kıpır  kıpır bir öğrencinin, dikkatini yoğunlaştırarak dinleyebilmesidir.  Hal böyle iken bir de dikkat gidip geldiğine  göre durum epey zor olduğu anlaşılır. Aslında  bunu hepimiz gayet iyi biliyoruz. Zihnimizin dikkati  sürdürebilmesinin asgari şartı değişikliklerdir.  Değişiklik meydana getiremeyen öğretmen dikkati  kolayca dağıtır. Adeta öğrenci hipnotize olur. Dalar  gider. Demek ki dikkat değişiklik istiyor. O halde  dikkatim dağıldı, dikkatimin dağılmasına engel  olamıyorum diyoruz ya, işte bu durum dikkatimizin  büsbütün uyuşmasına zihnimizin verdiği tepkidir. 

Dikkati nasıl uyanık tutarız? 

Anlatılan konu can sıkıcı, bildiğin konu, anlamadığın  konu, önemsiz şeyler olabilir. Fakat ya  sıkıcı olmasına rağmen önemli şeyler ise. Bu durumda  dikkati uyanık tutmanın yolunu bulmamız  gerekir. Var mı, evet var. Aktif dinleme. 

Pasif dinleme durumundan kendimizi kurtarıp  zihnimizi aktif hale getireceğiz. Öğretmenin sözünü  de kesmeden bunu yapabiliriz. Derste anlatılan  konu üzerinde neler biliyoruz. Öğretmenin  anlattıkları ile örtüşenler neler, hocanın anlattıkları  sorularımıza ne derece cevap verecektir. Aykırı  olanlar neler. Benim bildiklerim doğru mu? Bildiklerim  ile ilişkili olan diğer bilgiler neler? Bütün  bunları küçük notlar halinde kayıt ederek dikkatimizi  sürekli hale getirebilirken aynı zamanda da  öğrenmeyi eğlenceli hale de sokmuş oluruz. Dersi  analizci bir şekilde takip etmek dersin içeriğinde  psikolojik bir şekillenme meydana getirmektedir.  Bu durumda dersin içeriğinde birtakım değişiklikler  bulup meydana getirebilirsin. Sonuçta dikkatin  dağılma, yorulma hızı azalır. Dinleme böylelikle  anlamayı doğurur. 

Bunun aksi olması halinde; söylenenler kelimelerden  öteye geçmez. Fikirlere ulaşamazsın.  Bir süre sonra kelimeler seslere dönüşür ve bir  süre sonra sesleri de duyamazsın. Öğretmeni  duyduğunda ise koptuğunu fark edersin ki epey  zaman geçmiştir. 

Ders dinlemek basit bir iş olmadığı gibi iki yönüyle  de; öğrencinin öğrenme ve öğretmenin öğretme  açısından epey maharet gerektirir. 

Ders öncesi hazırlık ve faydaları 

Ders öncesi hazırlık nedir? “Dersten önce zihnimizi  hazır hale getirmektir” diye anlayabiliriz. Bunun  için neler yapmalıyız? Eğitimciye önümüzdeki  derste ne öğreneceğimizi sor. Konuyla ilgili ön  araştırma yap. Özet, yardımcı kaynak varsa oku.  İlgi oluşturmaya başla. Bulduğun kafa kurcalayan  soruları not et. 

Merak bilgi edinmeyi, öğrenmeyi kamçılar. Anlama  gücünü arttırır. Sorular aklına geldikçe merak  derste pasif kalmanı önler. 

Zihnen hazırlandığında anlatılanlar bir sürü  anlamsız söz yığını olmaktan çıkar. İlk izlenimler  önemli olduğundan algılama kuvvetli olur. Söylenenleri  anlamlandırmaya çalışırken neler söyleneceğini  tahmin edecek ve böylelikle söylenenlerin  peşinden koşmak yerine, söylenecekleri fark edeceksin.  Zihnin daima aktif olacağı için ana fikirleri  daha iyi yakalayacaksın. Evvel bilinmeyeni bilir  duruma geleceğinden, öğrenme gerçekleşecektir. 

Dersin ana fikirlerini yakalama- anlama 

Konuların ana fikirlerini artık yakalamak çok  zor olmayacaktır. Zihin uyanık, merak var, öğrenmeden  zevk alıyoruz. Artık öğrenme bizim için zihinsel  bir oyun haline gelmiştir. Yine de bazı ipuçları  şöyle olabilir: Altını çiziyorum, üzerine basa  basa söylüyorum, en önemli sebebi, birincisi, ikin cisi, öte yandan, bundan başka, sırasıyla, özetle,  demek ki… Bu uyarıcıları yakaladığımızda anlama  gerçekleşir. Duyulanlar anlamsız bir söz dizisi  olmaktan çıkar. 

Mantıksal yapılandırma-içselleştirme 

Dersi dinlerken mantıksal yapılandırmalar  yapmak yararlıdır. Bunu yaparken kendi cümlelerimizle  bunu yaparsak konuyu aynı zamanda  içselleştirmiş oluruz. Bu durum aynı zamanda da  unutmayı önleyici bir etki oluşturur. 

Nasıl not tutmalıyım? 

Öncelikle kelimesi kelimesine not tutmak zararlıdır.  Hem çabuk yoruluruz. Hem de yazarken  makineleştiğimizden kelimeler anlamlı bir bütünün  parçası olmaktan çıkar, anlaşılmaz sesler haline  dönüşür ve anlamaktan uzaklaşırız. Peki, nasıl not  tutacağız? Bu anlatılanlarda çıkan fi kir nedir sorusu  hep varmış gibi not tutacağız. Not tutmamızın  bir amacı da zihni aktif halde tutmaktır. Zihinsel  ön hazırlık yapmıştık. Mantıksal yapılandırma ve  içselleştirmeden söz etmiştik. Şimdi toparlayacak  olursak: telgraf metni gibi kısa öz ve kendi cümlelerimizle,  ana hatlarıyla not tutmalıyız. Çünkü not  kişiye özeldir. Ayrıca, ara başlıklar kullanmalı, not  tutarken aklımıza gelen soruları, hayal gücümüzle  oluşturduğumuz bağlantıları (Çizimler sağ beyini  aktif hale getirmemize yarar.)çeşitli şekil ve resimler  çizmeyi (Bazen bir resim ve şekil paragraflar  dolusunca anlamı içerebilmektedir.) hatırlatmakta  yarar vardır. 

Verimli öğrenmenin en temel becerilerinden  biri doğru not tutmaktır. Ne kadar not tutacağız sorusuna  gelince; dersin içeriğine, konuya yakınlık  derecene ve başka kaynaklardan bilgi edinip edinemediğine  göre değişiklik gösterir. 

Ezberleme değil anlama 

Anlamadan hafızaya geçirilen bilgiye pek fazla  güvenmemek gerekir. Belki de bizi bilgisayarlardan  ayıran temel farklardan biri budur. Peki, anlama  nedir? Öğrenilen bilginin karmaşıklığını basite  indirgemeye anlama diyoruz. Ezberleme ile anlama  arasındaki temel farkı şu şekilde anlayabiliriz.  Ezberlenen bilgiler dağınıktır. Anlaşılan bilgilerin  bir mantıksal örgüsü bulunur. Bilgiler birbirleri ile  ilişkilendirilebilir. Bir örnekle daha iyi anlaşılabilir  sanıyorum. Bir inşaatın önünde kum, demir, çimento,  kereste, tuğla yığılı olduğunu düşünelim.  Ötesinde bu malzemelerin oluşturduğu bir bina  var. Birinci fotoğraf ezbere bilgileri anlatırken bize  adeta bir süre sonra o malzemelerin heder olacağını  gösterirken. Mükemmel bina örneği de anlamlı  yapılandırılan bilgilerin uzun süre bize yararlı  olacağını anlatmaktadır. 

Derse devam etmenin yararları 

Derse mümkün olduğunca devam etmeliyiz.  Peki, ne kazanırız? Bizi psikolojik olarak öğrenmeye  hazırlar. Bize başka yerlerde bulamayacağımız  bilgiler ve açıklamalar içerir. Birçok tecrübeler kitaplaştırılmamıştır.  Amerika’yı yeniden keşfetme  külfetinden kurtulmuş oluruz. Önemli yerleri ses  tonu, mimikler ve tahtaya çizilen şekil, resim ve  yazılarla öğrenme imkânı buluruz. Derse hâkim  olma duygusu vereceğinde öğrenememe korkusunu  atmamıza yarar. 

Ayrıca, öğretmen dersi öğrencilerin seviyesine  uygun hale getirir. Derse devam bize bilgi kazandırır.  Tartışma için imkân hazırlar. Kendi başına  çalışma nedeni oluşturur. Zor konuların öğrenilmesini  kolaylaştırır.  Sonuç:  Hedefi olan bir öğrenci, öğrenmenin önündeki  tüm engelleri aşmaya karar verdikten sonra  belirtilen yol ve yöntemleri uyguladığında sonuca  ulaşmaması mümkün değildir. Yine de küçük bir  ihtimalle de olsa başarısız olduğumuzda bu dünyanın  sonu olmadığı gibi, yeni başarılar için önemli  bir kazanım da olabilir. Çalışmak bizden, başarı  Allah’tandır.         

4.7 3 Oy
Yıldız
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Düşüncelerinize önem veriyoruz. Lütfen yorum yapın.x
()
x

Mustafa AYDIN