Mustafa AYDIN

MİLLÎ EĞİTİM MÜMKÜN AMA!

MİLLÎ EĞİTİM MÜMKÜN AMA! 

Millî Eğitim, adı gibi millî olmalıdır. Gayesi ıslah olmayan eğitim millî olamaz.

Eğitimde en önemli öncelik nasıl bir insan tipinin yetiştirileceği kararıdır. Bu karar sağlıklı bir şekilde verilmeden yapılacak çalışmalar asla sonuç vermeyecektir. Yetiştireceğimiz insan milli, manevi değerlerle mücehhez faziletli bir insan mı yoksa seküler, dünyacı, materyalist bir insan mı olacak? Eğitimde asıl önemli olan insanın kalbine ne koyduğumuzdur.

Batı hayranı materyalist bir insan yetiştirmekten vazgeçip maneviyatçı salih insanlar yetiştirmeye karar verildikten sonra, meselenin büyük kısmı halledilmiş sayılır. En büyük kahramanlık bu kararı verip arkasında durabilmektir. Necip kahraman milletimiz bunu biz eğitimcilerden acilen beklemektedir.

Bunun gerçekleşmesi için ilk olarak 1939 yılında yayınlanan John DEWEY raporu ve bu rapora bağlı olarak kurulmuş ve kurdurulmuş yapılar ortadan kaldırılmalı, bu yapılardaki yabancı uzmanlar derhal gönderilmelidir.

Bu proje çerçevesinde ABD de “intensivecours” eğitilmiş üst düzey yöneticilerden MEB temizlenmelidir. Ayrıca, ICA daha sonra AID adında Ankara’ya yerleşmiş bulunan Amerikan Yardım Örgütlerinin uzantısı Uzmanlar da MEB’ den uzaklaştırılmalıdır. Bu çerçevede 26 Şubat 1946 Kahire Anlaşması ile 27 Aralık 1949 yılında oluşturulan “ Birleşik Devletler Eğitim Komisyonu” ortadan kaldırılmalı ve buna bağlı olarak oluşturulan “fulbright” komisyonu acilen dağıtılmalı, sağlanan bursların dağıtımı yeniden düzenlenmelidir.

Yukarıda ifade edilen öncelikli meselelerle ilgili nazik bilgilerden sonra; Müfredat yeniden ele alınmalı, sadece adı değil, içeriği de millî olmalıdır. Tarihsel birikimimizi günümüze taşımalıdır. Ali KUŞÇU müfredatı, Kadızade, Katip Çelebi, Ahmet Cevdet Paşa ve diğer değerli eğitimcilerimizin hazineleri incelenmelidir.

Batı tarzı eğitim modeli ülkemizde ve tüm dünyada çoğunlukla uygulanmaktadır. Bu anlamda, Freud, A. Comte, Darwin, E. Durkheim, Bacon, Mendel, Piaget, Harward Gardner, Bloom gibi sözde ilim adamı ve eğitim öncüleriymiş gibi insanımıza sunulan modellerin gerçek halleri ile yaşadığı toplumların halleri ve gidişatları önümüzdedir.

Sanayide uluslararası kopyalama merkezi olarak ifade edilen Çin örneği nasıl yadırganırken, batılı eğitim dünyası eğitimde tek tip insan kopyalaya devam eden sistemle “klondolly” yetiştirmeye devam edecek mi, asıl soru budur. Ve biz eğitimciler bu kopyalama merkezinin birer taklitçi ve kopyacı öğretmenleri olmaya devam edecek miyiz?

Yoksa aslımıza, köklerimize dönüp, günümüzün Sinan’larını, Fatih’lerini, İbn-i Sina’larını Ali Kuşçu’larını yetiştirecek bir eğitim anlayışını vakit kaybetmeden uygulamaya mı koyacağız?

Batı eğitimi milletimizin kimliğine, tarihi birikimine, inanç ve değerlerine uygun değildir. Bu tespit ile doğu eğitim sistemi “Asya tipi eğitim” bir modeli de asla tasvip ve tavsiye etmiyoruz. İfade etmeye çalıştığımız husus özetle, her milletin birikimi; fiziği, kimyası, inançları, kültürü ve değerleri farklıdır. Bunca farklılığı elbette ki farklı “Millî “ bir eğitim modeli ile yaşatabilir. Aksi halde kendi kendini asimile eden bir yapıyla yok olur, uşak olur. Zira toprak ayağımızın altından kayıp gidiyor. Yaşadığımız yer Anadolu’dur: Milletler, Medeniyetler Mezarlığı…

Gelin bir özeleştiri yapıp kendimizi iç gözlerimizle bir görelim, ne dersiniz?        

0 0 Oy
Yıldız
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Düşüncelerinize önem veriyoruz. Lütfen yorum yapın.x
()
x

Mustafa AYDIN